•  TARİHÇE
  •  DİSKOGRAFİ
  •  GRUP ÜYELERİ
  •  RESİMLER
  •  BERGAMA
  •  GUESTBOOK

  •  

     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     

     


     
     
     
     
     
     
     
     
     

     


     
     
      ____________________________________________________________________
     
    ÖLÜLER ALTIN TAKARMI?
    Yamaçlarda zeytin büyü, Dallarında siyah altın 
    Ovasında tütün uyur, Uyanınca sarı altın 
    Buğday eken altın biçer, Pamuk desen beyaz altın 
    Çamurunda güzellik var, Kleopatranın pudrası 
    *** 
    Bakırçay bu yediveren, Almasını bilenlere 
    Ağaç kesip dağ delersen, Uyanır uyuyan tanrılar 
    Referandum ettik gari, Madenciye güle,güle 
    Siyanürü duyduk hele, ölüler altın takarmı 
    *** 
    Bergamaya yolun düşsün siyanürcü şirket duysun 
    Gördüğün dünya cenneti, Sahipsiz toprak sanmasın 
    Gittim gördüm Bergamayı, Sordum duyduğum belayı 
    Yüzler yere düştü ama, Umuduyla birlikteydi. 
    *** 
    Siyanürcü güle, güle 
    Ölüler altın takarmı? 

    Söz: MANSUR BALCI
    Müzik: TANER ÖNGÜR

    Bergamaya karabasan gibi cöken Eurogold (Kanada, Avustralya, Almanya ortak şirketi) Turgut Özal'ın daveti üzerine Türkiye'ye gelir ve 1994 yilinda siyanürle altin aramaya baslar. 
    Bergama ile ilgili hukuksal süreç, Eurogold madencilik şirketinin, 1994 yılında Çevre Bakanlığı'ndan aldığı işletme izninin iptali için 650 yurttaşın İzmir 1. İdare Mahkemesi'nde açtıkları dava ile başladı. 

    Bergama'da siyanurle aritma yontemiyle altin cikariliyor. "Heap Leaching" denilen bu yontem 30 yil kadar once A.B.D madencilik burosu tarafindan bulunmus. Temeli toprakla karisik minerala siyanur puskurtulmesine dayanan bu yontemin cevreye zarari, teknolojinin gelismesine bagli madenlerin buyumesi ve sonucunda kacinilmaz olan kazalarin son on yilda bilim calisanlarin ve yore insanlarini sikayetleriyle gundeme gelmeye basladi. Cevreci bilim calisanlarinin arastirmalari ve zarar goren, zararin farkina varan yore insanlarinin olusturdugu karsi bilince bagli olarak buyuk maden sirketleri benzer yatirimlari ucuncu dunya ulkelerine kaydiriyor. Simdi bir suru yeni maden gelismeye calisan Ghana, Guyana, Indonesia, Peru, and Tanzania gibi ulkeler kaymakta. Bu listeye Turkiye'de katilmak isteniyor, Bergama halkinin hayir demesine ragmen. 

    Son on yilda altin uretiminin yuzde 50 fazla artmasi, altin uretmenin cilginlik boyutuna geldiginin bir isareti. Bu kadar altin ne yapiliyor diye sormak gerekiyor. Insan altina neden ihtiyac duyuyor, ustelik bunu dogaya geri donusu olmayan zararlar vererek nasil yapabiliyor. Gecen seneki bilgilere gore Hindistan 303, Cin 191, Amerika 130 ton altini mucevher yapiminda kullanmis. Bu bir fikir verebilir. 

    Amerika'da otuz yillik gecmisi olan bu yontemin hali hazirda cevreye vermis oldugu zararin ne kadar oldugu bilinmiyor. Bitki ortusu ve sudaki yasamda etkisi kisa vadede gozlenebiliyor. Ama yer alti sularinin kirlenme miktari hakkinda kesin bir bilgi yok. Buzdagi iyi bir benzetme bunun olcusu hakkinda. Simdi Summitville madenin yolactigi zararli maddeler icin 100 milyon dolarin harcanmasi gerektigi belirtiliyor. Sirf Nevada bolgesi yer altin sulari ve dogal yasama verilen zararin, A.B.D'nin altin uretimininin yarisindan daha fazla bir kaynaga denk geldigini belirtiyor, konu uzerinde calisan biyologlar. 

    Köylüler TRT'de seyrettikleri bir Yeni Zelanda filmi ile ilk kez madenden kuşkulanmaya başlarlar. Altın madeninin doğalarının yıkımıyla birlikte kendilerine felaket getireceğini kısa zamanda anlarlar ve firmaya karşı ilk direniş hareketleri başlar. Medyayı arkasına almaya çalışan firma bir otobüs dolusu gazeteciyi Bergama'ya getirir, ancak köylüler otobüsün önünü keserek siyanürlü altını istemedikleri bağırırlar. Köylüler yasal yolu dene-yerek firmanın altın arama iznini iptal ettirmek için mahkemeye başvururlar. Bu sırada firma 2000 ağacı keser. Firmanın ön çalışmaları sırasında içme suyuna kükürt karışır ve köylüler zehirlenir. İlk toplu eylemlerini 16 Kasım 1996 tarihinde şehirler arası ana otoyolu 5 saat trafiğe kapatıp "siyanürle ölmek istemiyoruz", diye bağırarak gerçekleştirirler. Otoyolda lastikler yakılır ve halaylar çekilir. 

    23 Aralık 1996'da çevredeki 17 köyün halkı ve çevreci kuruluşlardan kişiler belden yukarısı çıplak bir protesto gösterisi düzenleyerek ilk özgün eylemlerini gerçekleştirirler. 

    Köylülerin 12 Ocak 1997'de sekiz köyde düzenledikleri referandum sonucunda siyanürlü altına hayır çıkar. Firma yetkilileri köylülerin kendi bünyelerinde yaptıkları oylamayı hukukdışı ilan eder. 

    23 Nisan 1997; 17 köyden 5000 köylü 500 traktörle Eurogold'un arazisini sabaha karşı 03.00 sıralarında işgal eder. Köylüler telgraf tellerini keserek güvenlik güçlerinin haber almasını geciktirirler. İzmir valisi madene gelerek şirketin faaliyetinin 1 ay süreyle ertelendiğini köylülere duyurur ve bunun üzerine köylüler eylemlerini bırakırlar. 
    8 Mayıs 1997 günü köylülerden oluşan 1000 kişilik bir ekip Ankara'ya giderek milletvekileri ve mecliste grubu bulunan partilerle görüşmeye çalışır. 

    16 Mayis 1997;  Danıştay 6'ncı Dairesi'nin, Eurogold Madencilik firması tarafından Bergama'da siyanür kullanılarak altın çıkarılması için Çevre Bakanlığı'nca verilen iznin iptal istemini reddeden İzmir 1. İdare Mahkemesi'nin kararını bozması çevreci ve Bergama köylüleri arasında sevinçle karşılandı. 

    1 Temmuz 1997'de Eurogold'un siyanür tankları getireceği haberi üzerine köylüler maden arazisini basarlar ve kamyonları ve taşıtları ateşe verirler. Köylülerin düğünleri yapabilmeleri ve aralarında eğlence düzenleyebilmeleri için şirketin yaptırdığı düğün salonu köylülerce tahrip ediliyor. Tüm bu işgal ve tahrip olayları şirket yetkililerince videoya kaydediliyor ve köylülerin tutuklanması için delil oluşturuyor. 

    26 Ağustos 1997'de köylüler üç otobüs ve özel araçlarla İstanbul Boğaziçi Köprüsü'ne gelirler ve köprüde eylemlerini sürdürerek kısmen trafiği kapatırlar, kendilerini köprünün korkuluklarına bağlarlar. 

    23 Eylül 1997'de demokratik kitle örgütleri ve çevre kuruluşlarının çoğunluğu oluşturduğu bir gösteri valilik önünde yapılmak istenir. Ancak izin verilmeyince Hasan Tahsin heykeli önünde yapılır. Burada göstericiler siyanür süsü verilmiş sıvıları içeren kavanozları halka dağıtmak isterler, fakat polis bu zehirli sıvıların dağıtılmasına izin vermeyerek kaldırımlara dökülmesi için baskı uygular! Polis, izleyen gazetecileri de tartaklar. 

    Köylüler Balya'da eski bir kurşun madenini ziyaret etmek için girişimde bulunurlar ancak jandarma onları kente sokmaz ve dipçiklerle köylülere saldırır. 

    Maocu bir örgüt olan TİKKO(Türkiye İşçi Köylü Kurtuluş Ordusu) Eurogold'un İzmir bürosuna bomba koyar. Eylemi Eurogold'un köylüleri suçlamak için kendi kendine düzenlediği önesürülür ve bir grup köylü bombalanmış büronun önüne çiçek bırakır. Örgüt eylemi üstlendiğini tekrarlar ve yayın organında(Özgür Gelecek, sayı 105, 17-30 Ekim 1997) bir bildiri ve Bergama özel dosyasıyla sunar. 

    Türk mahkemeleri şirketin faaliyetinin yasal olarak durdurulmasına karar verirken hükümet bu kararı uygulamaya geçirmez. Sanki çokuluslu2 şirketlerin bağlı bulunduğu başka bir hukuk düzlemi vardır ve devletler bu düzlemi yerel düzleme yeğlemek zorundadırlar. 

    Köylüler 30 Kasım 1997'deki genel sayım sırasında sayılmayı reddettiklerini açıklarlar ve topluca sayım vermezler. 

    9 Mart 1998; Bergama'nın Ovacık Köyü yakınlarında, siyanür yöntemiyle altın madeni işletmek üzere izinsiz test üretimi yaptığı saptanan Eurogold Şirketi'nin 6 ünitesi mühürlendi. Bergama Belediyesi Basın Bürosu'ndan yapılan açıklamaya göre, İzmir Valiliği'nin talimatıyla cumartesi akşamı saat 20.00 sıralarında madene gelen İzmir Sağlık Müdürlüğü ekipleri, altın evi, cevher tünel girişinin de aralarında bulunduğu 6 yere mühür vurdu. Ayrıca 3 milyar lira para cezası kesildi. Cezai işlemin, Eurogold'un gayrısıhhi müessese açma ruhsatı olmadığı gerekçesiyle yapıldığı bildirildi. Belediye Başkanı Sefa Taşkın, şirketin 19, 20, 21 Şubat tarihlerinde yasadışı şekilde siyanür kullanarak üretim yaptığını söyledi. 

    30.11.1998; Bergama'da yıllardır süren savaş, Danıştay'ın, Çevre Bakanlığı'nın temyiz istemini reddetmesiyle sona erdi Bergama altın madenine karşı yıllardır süren savaşımın bir parçası olan hukuksal süreç, Danıştay 6. Dairesi'nin, Çevre Bakanlığı'nın temyiz istemini reddetmesiyle sona erdi. Bergama Belediye Başkanı Sefa Taşkın , son yıllarda Türkiye'de, Avrupa'da ve dünyada görülen en büyük kitlesel çevre koruma mücadelesinin, halkın ve çevrenin zaferi ile sonuçlandığını söyledi. Bergamalıların kazandığı hukuksal zafer, belki de dünyanın en uzun soluklu ve kitlesel çevre koruma savaşının bir bölümünü oluşturdu. Bergama ile ilgili hukuksal süreç, Eurogold madencilik şirketinin, 1994 yılında Çevre Bakanlığı'ndan aldığı işletme izninin iptali için 650 yurtta?ın İzmir 1. İdare Mahkemesi'nde açtıkları dava ile başladı. Mahkeme, 1996 yılında yurttaşların açtıkları davayı reddetti. Danıştay 6. Dairesi'nin 13 Mayıs 1997'de İzmir İdare Mahkemesi'nin kararını bozması, Bergamalıların kazandıkları ilk hukuksal zafer oldu. 

    Danıştay'ın kararının önemi, ilk kez anayasanın 17. maddesinde yer alan ''Herkes yaşama hakkına sahiptir'' ve yine anayasanın 56. maddesinde yer alan ''Herkes sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir'' hükümlerine dayanarak bu madenin işletilmesinde hiçbir kamu yararının bulunmadığını vurgulamasıydı. İzmir 1. İdare Mahkemesi'nin 15. 10.1997 tarihinde Danıştay'ın kararına uymasıyla Bergama'da bayram havası esti.

    İzmir 1. İdare Mahkemesi, kararında, ÇED ve bilirkişi raporlarına dayanarak altın madenciliğinde kullanılan siyanürlü liç yönteminin çevreye dönük zararlarına değindi ve ''Canlı yaşamın en önemlisi olan insan yaşamının sağlıklı, dengeli, bozulmamış bir çevrede sürdürülmesi esastır'' görüşüne yer verdi. Kararda dikkat çeken diğer nokta da ''Siyanür liç yöntemi ile altın madeni işletilmesinde işletmeciye ve yapılacak olan denetime duyulan güvene bağlı olarak risk olasılığının azalacağından söz etmek mümkün değildir'' görüşüydü. Mahkeme, bu kararıyla Türkiye'deki diğer siyanürlü liç yöntemiyle altın çıkarmaya yönelik girişimleri de mahkûm ediyor ve çevre korumacılığı açısından örnek bir belge oluşturuyordu. 
    Bergamalıların sevinci, başta Çevre Bakanı İmren Aykut olmak üzere yetkililerin, ''Hukuksal süreç sona ermediği'' gerekçesiyle mahkeme kararlarının uygulanamayacağını açıklamalarıyla yarıda kaldı. 

    Oysa, çevreci avukatlar, anayasanın 138 ve İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 28. maddesi uyarınca yerel mahkemenin iptal kararının gecikmeksizin uygulanması ve maden sahasındaki faaliyetin derhal durdurulması gerektiğini söylüyordu. Ancak Çevre Bakanlığı, madeni kapatmak yerine kararı temyize giderek ''tashihi karar'' isteminde bulundu. 

    Mahkeme kararlarının uygulanmaması üzerine Bergamalı köylüler ve avukatları, konuyu, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne götürdüler. Köylülerin avukatları Senih Özay ve Mehmet Nur Terzi , 517 kişi adına hazırladıkları başvuru dilekçesinde, siyanürle altın madeni iznini iptal eden mahkeme kararlarının uygulanmadığını ve iç hukuk yollarının tükendiğini bildirdiler. 

    Bergama'daki altın madeni konusunda mahkeme kararları uygulanmayarak bir ''hukuk skandalı'' yaşanırken tel örgüyle çevreli maden alanında kısa bir süre de olsa siyanürle maden üretimi yapılması ve 18 ton siyanürün depolanması, yöre köylülerini huzursuz ediyor ancak Eurogold'a verilen teşvik ve izinlerin iptali için ilgili bakanlıklar hiçbir girişimde bulunmuyorlardı. 

    Bu arada Bergamalı köylüler, başta Çevre Bakanı İmren Aykut olmak üzere, ilgili bakanlar ve yerel yöneticiler hakkında kişisel tazminat davaları açmaya başladılar. Tazminat davalarının ardından Çevre Bakanı Aykut'un, ''Türkiye'de siyanürlü liç yönteminin uygulanma olanağı hukuksal olarak ortadan kalkmıştır'' yönündeki sözleri dikkat çekiyordu. 

    Bergama altın madeniyle ilgili uzun süreli sessizliğin ardından Eurogold madencilik şirketi bir açıklama yaparak Danıştay'ın uyarıları doğrultusunda önlemler aldıklarını ve artık ''üretime hazır'' olduklarını açıkladıkları sırada, Bergama konusundaki hukuksal sürece son noktayı koyan Danıştay kararı alındı. Danıştay 6. Dairesi, Çevre Bakanlığı'nın ''karar düzeltme'' istemini reddetti. Bu noktadan sonra yetkililerin, ''hukuksal süreç sona ermedi'' gerekçesi ortadan kalktı. Avukatlar, altın madenine ilişkin verilen ''çalıştırılamaz'' hükmünün ''kesinleştiğine'' dikkat çekerek madenin kapatılması gerektiğini bildirdiler. 

    Bergamalılar yıllardan beri bölgelerinde Eurogold şirketinin siyanürle altın arama çalışmaları yapmasına karşı çıktılar. Bergamalılar yaptıkları çeşitli eylemlerde, siyanürle altın aramanın gerek kendilerine gerek çevreye verdiği zararları dile getirdiler. 

    Aralık 1998 

    İzmir Bergama İlçesi Ovacık Altın Madeni ile İlgili Dava 

    Eurogold Madencilik A.Ş.’nin Ovacık Altın Madeni ile ilgili olarak almış olduğu16 Ağustos 1989 tarihli arama izni, 12 Şubat 1992 tarihli işletme ruhsatı hakkında İzmir Bayındırlık ve İskan Müdürlüğü faaliyet hakkında Çevre Bakanlığı’ndan görüş sormuştur. Bu durum üzerine çeşitli incelemeler yapılmış ve yöre halkının görüşleri değerlendirilmiş ve 2872 sayılı Çevre Kanunu uyarınca yürürlüğe giren yönetmeliklerin konuya ilişkin hükümlerine uyulması ve ilgili kurum ve kuruluşlardan mer’i mevzuat çerçevesinde gerekli izinlerin alınması kaydıyla söz konusu faaliyetin gerçekleştirilmesinde Çevre Bakanlığı’nca sakınca görülmediği şeklinde görüş verilmiştir. 
    Söz konusu görüşün iptali talebiyle değişik kişilerce (grup davası) İzmir 1. İdare Mahkemesi’nde davalar açılmıştır. Açılan davalar Mahkemece reddedilmiştir. Davacıların temyizi üzerine ise karar Danıştay 6. Dairesi’nce bozulmuştur. 
    İzmir 1. İdare Mahkemesince yeniden yapılan yargılama sonucu, Danıştay’ın bozma ilâmı doğrultusundaki kararı uyarınca, “...Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) ve bilirkişi raporlarında da öngörülen olası risk faktörleri ile çalışan ve bu riskin gerçekleşmesi halinde doğrudan veya çevrenin bozulması ile dolaylı olarak insan yaşamını etkileyebileceği kesin olan siyanür liçi yöntemi ile altın madeni işletilmesine izin verilmesi yolundaki dava konusu işlemde kamu yararına uygunluk bulunmadığı” gerekçesiyle dava konusu olan Çevre Bakanlığı görüşü iptal edilmiştir. 
    İptal kararına karşı temyiz yoluna gidilmiş, ancak Danıştay 6. Dairesi’nce İzmir 1. İdare Mahkemesinin Kararı onanmıştır. 

    25 Mart 1999; Eurogold firmasının siyanürle altın aramasını başarılı eylemleriyle engelleyen Bergama köylüleri, bir yıl aradan sonra yine seslerini duyurdu. Eurogold'un, 18 ton siyanürü hálá Bergama'daki şantiyesinden çıkarmaması üzerine yeniden protesto için biraraya gelen köylüler, maden alanının çevresinde ve İzmir-İstanbul karayolunda insan zinciri oluşturdu. 
    Bergama'da direnişin simgesi olarak anılan Sebahat Gökçeoğlu, seçim öncesi tüm parti adaylarının Bergama'ya geldiğini belirterek, ‘‘Hiç zahmet etmesinler. Bu siyanür buradan götürülmediği sürece hiçbir partiye verecek oyumuz yok’’ dedi. 

    4 Nisan 1999; Bergama'nın Ovacık Köyü yakınlarında altın madeni işletmek için 10 yıldır mücadele eden çok uluslu Eurogold firması, 18 ton siyanürü bölgeden uzaklaştırmaya razı oldu. Siyanür, maden sahasından çıkarılırken, köylü ‘‘Maden tamamen kapatılsın’’, firma ise tam aksine ‘‘Mücadeleye devam’’ dedi. Mühürlü depodaki siyanür tankları önceki gün TIR'larla yola çıkarıldı. Operasyon sırasında güzergáh boyunca geniş güvenlik önlemleri alınıp yol trafiğe kapatıldı. Siyanürün Kütahya'daki 100. Yıl Gümüş Üretme Tesisleri'ne götürüldüğü öğrenildi. 10 yıldır ‘‘Siyanürlü altına hayır’’ diyerek mücadele eden köylüler, son gelişmeyle bayram sevinci yaşadı. Narlıca Muhtarı Haydar Eftal, ‘‘Bu öldürücü maddenin gitmesi yetmez. Önemli olan tel örgülerin sökülüp, madenin tamamen kapatılması, firmanın burayı terk etmesi. Maden gitmedikçe gözümüze de uyku girmeyecek’’ dedi. 

    Eurogold Yönetim Kurulu Üyesi Orhan Güçkan, siyanürü ‘şimdilik’, Vali Kemal Nehrozoğlu'nun uygun gördüğü güzergáhtan, uygun yere taşıdıklarını söyledi. Güçkan, ODTÜ'nün yaptığı değerlendirme sonucu Türkiye'nin 6 bin 500 ton altın rezervine sahip olduğunu belirterek, ‘‘Bunun ekonomik değeri 70 milyar dolar. Türkiye'de üretim sıfır. Ancak her yıl 180 ton altın ithal ediyor. Bu ülkenin bu altını değerlendirmesi lazım’’ dedi. 
     

    04.06.1999; Bergamalı köylülerin Eurogold firması ve ona ait siyanüre karşı sürdürdükleri savaş, Kütahya'ya sıçradı. Bergama'dan, Kütahya'daki Etibank 100. Yıl Gümüş İşletmesi'ne getirilen 18 ton siyanürün izini bulan Bergamalılar, Kütahya'da 'belden üstü çıplak' eylem yaptı. Köylüler, siyanürün Türkiye'den çıkarılmasını istedi. 
    Altın işletmecisi Eurogold firmasına karşı hukuk savaşını kazanıp, tesisteki 18 ton siyanürü bölgelerinden çıkaran Bergamalı köylüler, aynı siyanürün Kütahya'nın Tavşanlı ilçesine bağlı Gümüşköy'deki Etibank'ın 100. Yıl Gümüş İşletmesi'ne nakledildiğini belirledi. Dün sabah otobüslerle önce tesisin önüne gelip, üstleri çıplak halde eylem yapan Bergamalılar, tesise girmek isteyen işçileri de engelledi. Eylemciler, 'Siyanürlü şirket, Türkiye'yi terk et', 'Halkız haklıyız kazanacağız' sloganları attıktan sonra ve Bergama Çevre Yürütme Kurulu Sözcüsü Oktay Konyar'ın yaptığı konuşma tamamlandıktan sonra otobüslerle buradan ayrılıp, Kütahya Valiliği önüne gitti. Soğuk havaya rağmen, üst kısımları çıplak olan Bergamalılar, siyanürden korunmak için temsili gaz maskeleri de takarak, 'Her yer Bergama, hepimiz Bergamalı'yız' slogan attı. Etibank 100. Yıl Gümüş İşletmesi Genel Müdürü Mustafa Asım Belli ise köylüleri 'olayı abartmakla' suçlayıp, 'Eurogold, kullanamadığı siyanürü işletmemize bedava verdi. Burada 11 yıldır gümüş üretimi yapılıyor ve bugüne kadar kullanılan siyanürler çevreye hiç zarar vermedi' dedi. İşletmedeki atıkların her gün belirli periyotlarla laboratuvarlarda incelendiğini, sonuçların değerlendirildiğini bildiren Belli, siyanür kullanımının çok uzun süreden beri tepki topladığını, bu maddenin sanayide kullanılmasının gerekli olduğunu, kullanılırken de gerekli tüm önlemleri aldıklarını söyledi. 

    11.11.2000 
    Hopdediks'in Kuvva eylemi 

    Eda BERKBAYRAK / İZMİR, dha 
    Hopdediks, Bayram Kuzu ve eylem arkadaşlarına yine yol göründü. Çizgi roman kahramanı, ‘Asteriks’in arkadaşı, ‘Hopdediks’ lakabıyla anılan Bergamalı ‘Bayram Çavuş’ ve arkadaşları, bu kez yapacakları protesto yürüyüşüne ‘Kuvayı Milliye’ adını verdiler. Bergama'da siyanürlü yöntemle altın üretmek isteyen Eurogold Şirketi'ne karşı 11 yıldır mücadele eden Bergamalı köylüler, pazartesi günü Çanakkale'ye yürüyecek. İzmir-Bergama-Eşme-Sivrihisar El Ele Hareketi tarafından İzmir Barosu'nda düzenlenen ‘‘Bergamalı köylülerle dayanışma’’ toplantısında konuşan Bergama Çevre Yürütme Kurulu Sözcüsü Oktay Konyar, yapacakları yürüyüşle ilgili bilgi verdi. ‘‘Bergama ve ülke topraklarını emperyalizme karşı korumak için mücadele ediyoruz’’ diyen Konyar, Bergama köylülerinin eylemleri ile gizli örgüt kurma suçlamasına maruz kaldıklarını söyledi. Oktay Konyar dün yaptığı yazılı açıklamada da dünyanın en uzun soluklu sivil toplum savaşını, kararlılıkla sürdürdüklerini açıkladı, Mustafa Kemal Atatürk'ün ‘‘Vatan toprağı kutsaldır, kaderine terkedilemez’’ sözlerini yol gösterici olarak kabul ettiklerini kaydetti. Kendilerini çağdaş Kuvayı Milliyeciler olarak niteleyen Konyar, açıklamasında şöyle dedi: ‘‘Şimdi onlar, Bergama'dan Çanakkale'ye Kuvayı Milliye yürüyüşü başlatıyorlar. Emperyalist Eurogold Şirketini'de, ‘gaflet, delalet ve hatta hıyanet' içerisindeki yerli işbirlikçilerini de yenmeye kararlı olduklarını, Çanakkale'de bu vatan uğruna toprağa düşmüş 250 bini aşkın kefensiz şehitlerimize söylemeye gidiyorlar. Kararlılıklarının köklerinin kendilerinde olduğunu, ülkemizin değerlerini korumak için onlar gibi kendilerinin de Mustafa Kemal'in önderliğinde sonuna kadar savaşacaklarını söyleyecekler, şehitlerimize.’’ 

    21 Kasım 2000 
    Siyanüre karşı 300 kilometre yürüdüler 

    Siyanürlü altın madenini protesto için Bergama'dan Çanakkale'ye 300 kilometrelik ‘‘Kuvayı Milliye’’ yürüyüşüne çıkan çevreci köylüler, zorlu maratonu mitingle tamamladı, gövde gösterisi yaptı. 
    Cumhuriyet Meydanında, ağızlarındaki bantları çıkaran köylülerin sözcüsü Oktay Konyar, gerekirse tüm Türkiye'yi yürüyerek dolaşacaklarını söyledi. Konyar, ‘‘10 yıldır siyanürlü altın madenine karşı yaptığımız eylemlerde, suç işlemedik, şiddet yapmadık, provakasyona gelmedik. Hep direndik, hep yürüdük. Yargı kararlarıyla bu davayı kazandık. Bu kararları uygulatmak için büyük mücadeleyi sürdürüyoruz. Daha önce sustuk ancak artık susmayacağız, mücadelemizi sürdüreceğiz. 300 kilometre yürüdük, daha ne 300 kilometreler aşacağız’’ dedi. Miting, ‘‘Her yer Bergama, hepimiz Bergamalıyız’’, ‘‘Halkız haklıyız, kazanacağız’’ sloganlarıyla sona erdi. Bergama'dan gelen ve Çanakkale Belediyesi'nin tahsis ettiği otobüslere binen çevreciler, emperyalizmi şehitlere şikayet etmek için Denizcilik İşletmeleri'nin ‘‘İntepe’’ adlı araba vapuruyla Eceabat İlçesi'ne geçti. 
    Başkan karşıladı 
    Bergamalılar, 13 Kasım'da 69 kişiyle başladıkları yürüyüşü 25 kişiyle bitirdi. Konakladıkları İntepe Beldesi'nden dün yola çıkan köylüler, saat 10.00'da Çanakkale şehir girişindeki Dardanel Fabrikası önüne geldi. Çanakkale Belediye Başkanı İsmail Özay ve vatandaşlar tarafından karşılanan Bergamalı köylüler, burada ağızlarını bantlayıp, boyunlarına İzmir 1'nci İdare Mahkemesi'nin ‘‘altına vize vermeyen’’ kararını asarak yürüyüşe devam edip Cumhuriyet Meydanı'ndaki mitinge katıldılar. 

    5 Aralık 2000, Salı 
    Bergamalılar'dan sanal eylem 

    Uğur KAYAN/BERGAMA,(İzmir)(DHA) 
    Siyanürlü altına karşı 11 yıldır çevre savaşı veren Bergamalı köylüler, bu kez uluslararası eyleme imza attı. Bergama köylüleri, Güney Afrika Cumhuriyeti'nin başkenti Johannesburg'ta düzenlenen kalıcı organik kirletecilerin (kok) sınırlandırılmasıyla ilgili BM toplantısına, çevre örgütü Greenpeace aracılığıyla, internet üzerinden 'siyanürlü yöntemle altın üretimine hayır' mesajı ilettiler. 

    5 Aralık 2000, Salı 
    Bergamalı nineye internet öğrettiler 
    Çevre savaşında uzmanlaşan Bergama köylüleri internet üzerinden siyanür eylemine başladı 

    EMİNE GÖZEN İzmir 
    Siyanür yöntemiyle altına karşı 11 yıldır çevre savaşı veren Bergamalı köylüler, Greenpeace üyeleriyle birlikte uluslararası eyleme imza atarak, internet üzerinden siyanürü protesto etti. 
    Bergamalı köylüler, Güney Afrika Cumhuriyeti’nin başkenti Johannesburg’da düzenlenen kalıcı organik kirleticilerin sınırlandırılmasıyla ilgili Birleşmiş Milletler toplantısına internetle mesaj gönderdi. Bilgisayarla ilk kez tanışan köylüler, görüşmeler için gelen 100’ün üzerindeki hükümet temsilcisine e - mail yoluyla ulaştı. 600’e yakın Bergamalı, dizüstü bilgisayarla mesaj gönderip eyleme katıldı. 
    İlkokul öğrencilerinin de katıldığı, yaklaşık üç saat süren eylemde Bergamalı köylüler, çeşitli sloganlar atarken, güvenlik önlemi alan jandarma eyleme müdahale etmedi. 

    Greenpeace’den uyarı 
    Aliağa’da önceki gün imza topladıklarını vurgulayan Greenpeace Toksit Maddeler Kampanyası sorumlusu Tolga Temuge, ABD, Filipinler, Taylan, Çin, Lübnan ve Brezilya’da aynı anda benzer eylemlerin düzenlendiğini söyleyerek, "Bu kimyasalların bir çoğu 50 yıl önce yoktu. Şimdi dünyanın her yerinde canlıların vücutlarında artıyor, havayı kirletiyorlar" dedi. 

    6 Aralık 2000 
    ‘Türk Asteriks’ İsveç’te 

    TAYLAN YILDIRIM 
    Bergama’da siyanürlü altın çıkarılmasına karşı eylemleriyle seslerini dünyaya duyuran köylülerin lideri ve "Asteriks" lakaplı Bergama Çevre Yürütme Kurulu Başkanı Oktay Konyar (solda), hareketi anlatmak ve seminerler vermek üzere İsveç’e gitti. Konyar ile Özay, İsveç Çevre Bakanı Lans Erik Lilzelund’la yapacakları görüşmenin ardından, Greenpeace üyeleriyle Stockholm’de ortak eylem yapacaklarını da açıkladı. 

       ____________________________________________________________________
    TARİHÇE | DİSKOGRAFİ |GRUP ÜYELERİ |RESİMLER|BERGAMA|GUESTBOOK

     
    © www.barismanco.de| Contact___